Öfkenizi Yenme Rehberi

0


“Öfkeden patlamak üzereyim”, “galiba bu gidişle aklımı oynatacağım”, “sinirimden çıldırıyorum”, “cama çıkıp imdat diye bağırasım var.”  Bunlar gündelik yaşamımızda çok duyduğumuz, bizim de sıkça sarfettiğimiz sözler. Aile içi huzursuzluklar, arkadaş kazıkları, inanılmaz gıcık bir yönetici, sürekli rekabette olan mesai arkadaşları ve onların küçümseyen tavırları, toplu taşımanın stresi, insanların nezaketsizliği, çeşitli şekillerde taciz edilmek, haksız yere eleştirilmek… Gerçekten de kimi zaman dünya üstümüze üstümüze geliyor. Böyle anlarda öfkemize yenildiğimizde ise geri dönüşü ve telafisi çok zor durumlarla karşılaşıyoruz.

“Geçen gün çok öfkeliydim, işyerinden kendimi zor dışarı attım. O sırada yanıma mendil satan bir çocuk yaklaştı. O’na o kadar kötü bağırdım ki, bütün cadde bana baktı” diyor Pazarlama Müdürü Gizem. Daha sonra yaptığı şeyden o kadar utanmış ki arabasına bindiğinde göz yaşlarını tutamamış. Korkuttuğu çocuk aklına her geldiğinde kendini kötü hissetmiş. Öfkenin en kötü sonucu bu olsa gerek. Hiç bir suçu olmayan masum birine zarar vermek. Şiddet meselesine hiç girmiyoruz bile. Öfkesine yenilip şiddete başvuranlar için derhal uzman yardımı gerekiyor.

“Yorgunluktan ölüyorum. Her gün işyerinde çok yoruluyorum. Servise bindiğimde kulaklığımı takıp gün içindeki sinir bozucu olayları kafamdan atmaya çalışıyoum ama eve geldiğimde hem çocuğumla ilgilenmem gerekiyor, hem de sinir bozucu kayınvalidemin iğnelemelerine maruz kalıyorum. Eşim de destek olmuyor.Çoğu zaman tepkimi “patlayarak” dile getirebiliyorum. Öfkem yüzünden kimseyle sağlıklı bir ilişkim kalmadı” diyor kurumsal sigorta satış danışmanı Elif.

Gerek iş gerekse sosyal yaşamda bizi öfkelendiren her şey, hiç de tahmin etmediğimiz sonuçlara yol açabiliyor.En çok da bize zarar veriyor. Eskilerin deyimiyle “keskin sirke küpüne zarar.”

Ne Yapabiliriz?

Öfke kontrolunu öğrenmek bir süreç ve bu aşamada destek alınmalıdır ama her öfklendiğimizde yanlış adımlar atmamak için bir kaç küçük önlem almak mümkün.

Ani bir öfkeye kapıldığımızı hissettiğimizde en kolay yol bizi öfkelendiren ortamdan uzaklaşmaktır. O sırada bizi öfkelendiren şey bir düşüncesizlik de olabilir, kötü bir davranış da. Yanlış bir şeyler söylememek için susmak, “ben sizi birazdan arayacağım” diyerek telefonu kapatmak, ya da iş yerindeyseniz kendinizi iyi hissetmediğinizi söyleyip dışarı çıkmak iyi bir yoldur. Gergin ortamın elektriği sizi istemediğiniz bir şeyler yapmaya zorlayabilir ama eğer öfkenizin farkında olursanız onu kontrol altında tutmanız daha da kolaylaşır.

Dışarı çıkın ve derin bir nefes alın. Gerilen sinirlerinizin gevşemesi, nabzınızın normale dönmesi ve en önemlisi de sağlıklı düşünebilmek için kendinize zaman yaratın.

Hemen Karar Vermeyin!

Çok bilinen bir yöntem vardır: “Sevinçliyken bir vaatte bulunma, öfkeliysen cevap verme! ” Eğer çok tezcanlı bir kişiliğiniz varsa her iki hataya da kolaylıkla düşebilirsiniz. Sonra da söz verdiğiniz ya da öfkeli sözleriniz yüzünden kendinizi kötü hissedebilirsiniz. Bu durumlarda kendinize şunu tekrarlayın: “Hiç bir şey için acelem yok.” Çünkü düşüncelerimiz ışık hızından bile hızlı işlese de yine de vakte ihtiyacımız vardır. Yöntem mi? Biri sizden bir şey istediğinde hemen cevap vermeyin. “Bunu bir düşüneyim, sonra size döneyim, söyleyeyim” demek o kadar da zor değil. Üstelik emin olun bu şekilde davranarak çok daha güvenilir ve sakin bir imaj çizebilirsiniz.

Ya Kriz Anlarında ?

Peki ya “bir dakika” diyemediğimiz durumlarda ne yapacağız? Otobüste, okulda, stresli bir toplantının ortasında ya da alışverişte ani öfke patlamaları yaşıyorsanız ve sonrasında bundan rahatsızlık duyuyorsanız bunun sebebi belki de kendinizi hiç yenilememeniz olabilir. Biraz çalışmaya ara vermek, ağaçların altında, deniz kıyısında ya da kendinizi mutlu hissettiğiniz bir yerde gezintiye çıkmak, sinirlerinizi rahatlatacaktır. Yeni bir kitap ya da çok özlenen bir arkadaş sohbeti de öfkelendiğiniz kişilerden – olaylardan uzaklaşmanızı sağlar.

Bazı durumları da  olduğu gibi kabul etmek, hakkınızı ararken bunun daha nazik yollarını araştırmak, insanlara sizi öfkelendirecek daha az veri vermek (örneğin özel hayatınızı sürekli sosyal medyadan paylaşmamak!) sizi rahatlatabilir. Rahatlama yöntemleri kişiden kişiye değişse de bir hobiyle, özellikle de toprakla haşır neşir olmanın da genel bir stres atma yöntemi olduğu herkesçe bilinir.

Paylaşmak İsterseniz

Kim Yazdı ki?

Tanışırız elbet. :)

Siz yazın biz mutlaka size döneriz! İnanmazsanız deneyin. :)

%d blogcu bunu beğendi: