Anadolu’da Hamamlar Ve Hamam Kültürü

0

Anadolu’da hamamlar, çok eski zamanlardan beri, temizliğin yanı sıra eğlence, evlilik ve doğumla ilgili pek çok sosyal olaya sahne olması açısından Türklerin toplumsal yaşantısında önemli bir yere sahiptir.

Anadolu’da hep bir hamam kültürü vardı ama bu kültüre ölümsüzlük katan Türk hamam geleneğidir. Türkler, Anadolu’ya getirdikleri banyo gelenekleriyle Roma ve Bizans geleneğini sentezleyip Türk hamamlarını yarattılar.

Türklerin inançları, yaşam felsefeleri ve gelenekleri içinde kurumsal bir kimlik kazanan hamamlar, doğunun mistik havasını batıya taşıdı, oryantalizmin değişmez simgesi oldu. Bir çok Avrupalı ressam, tablolarında hamam ve amamda yıkanan kadınları resmetti.

Kadınların Sosyal Alanları

Kadınlar için hamam ayrı bir şenlik, bir telaştı. Bir gün önceden dolmalar, börekler, sarmalar hazırlanır; komşulara haber salınır, toplu halde bayrama gider gibi hamama gidilirdi. Bütün gününü hamamda geçirecek olan hanımlar, özenle işlemeli bohçalarını hazırlar, yiyeceklerini de bohçalarının yanına ekler, önden yardımcılarıyla hamama gönderirlerdi. Bu bohçalarda gül kokulu sabunlar, sabunluklar, mücevher kutuları, sık ve seyrek taraklar, ipek ve ketenden yapılmış keseler, nalınlar, iç ve dış taslar, boy boy havlular, sürmeler, bitkisel yağlar ve aynalar bulunurdu. Hamamın dantel gibi işlenmiş mermerlerine kubbeden yansıyan ışıkların dansı, çeşmelerden akan suların ve kadınların şen şakrak sesleriyle birleşir, hamamda ayrı bir seremoni oluştururdu.

Hamamlarda Şenlikler

Osmanlı toplumunda hamamlar sadece kadınların temizlendiği, güzelleştiği yerler değil, anaların oğullarına kız beğendiği, güncel haberlerin takip edildiği, eğlence ve sohbetlerin yaşandığı, özel günlerin kutlandığı yerlerdi.

Düğünden bir gün önce yapılan “gelin hamamı töreni”, doğan bebeğin kırkıncı günü kutlanan “kırk hamamı”, bir dilekte bulunan kişinin dileği gerçekleştiğinde yapılan “adak hamamı”, ev sahibesinin konuğunu tanıştırmak için düzenlediği “misafir hamamı”, dini bayramlardan önce gidilen “bayram hamamı”…

Hamamlarda kutlanan gelin alma töreni ayrı bir şölen havasında yapılırdı. Tören günü hamama çalgıcılar önden gider, ev sahibi ve misafirler müzikle karşılanırdı. Gelin taht gibi yüksek bir yere oturtulur, etrafında mumlar yakılırdı. Geline içekten bir hamam cüppesi giydirilir, gelin ve arkadaşları müzik eşliğinde eğlenirlerdi. Bu sırada iki çalgıcı kadından biri tefle, diğeri zilli maşayla çeşitli oyun havaları çalar ve birlikte söylerlerdi. Gelin hamamları çok eğlenceli bir gelenekti.

Kadınlar Bölümünün Kapısı Yan Sokağa Açılırdı

İstanbul’da kimi temizliği ve ferahlığı, kimi şifalı suyu, kimi tellakların ustalığı, kimi de mimarisinin güzelliğiyle ünlü pek çok hamam bulunuyordu. Osmanlı’da işlevine göre pek çok hamam vardı. Hem kadınlar hem de erkekler için ayrı bölümlerden oluşan “çifte hamam”ların kadınlar kapısı yan sokağa açılır ve kadınlar buradan rahatlıkla girip çıkabilirdi. Mahallede sadece kadınlar için olan hamama “avret hamamı”, çarşıda erkekler için olana da “rical hamamı” denmekteydi. Halk hamamları, kuşluk adı verilen hamamlardı. Kuşluk hamamlar tekli olmakla beraber kadınlar gündüz, erkekler gece ve sabahın erken saatlerinde yıkanırlardı. Halk hamamlarının dışında sarayların, köşklerin ve konakların özel hamamları da bulunuyordu. Genellikle bahçeye kurulan hamamla konak – saray arasında çiçeklerle donatılmış, “limonluk” denen bir koridor bulunurdu. Konaktan hamama, hamamdan konağa geliş gidişler limonluktan yapılırdı.

SPA (Sanus Per Aquam)

“Suyla kazanılan sağlık, suyla gelen güzellik ya da suyun sağlık için kullanımı” anlamına gelir. Günümüzde sıkça duyduğumuz Spa aslında hamam geleneğinin modernize edilmesi ve her yere uyarlanabilir hale getirilmesidir. Spa, kozmetik ve güzellik uygulamalarını su ve sağlıkla kombine etmeye çalışan sağlık merkezleridir. Spa sistemi Türk hamam Kültüründe zaten vardı; hatta bir spa’da olmadığı kadar. Türk hamamlarında bir çok uygulamayı bulmak mümkün. Sıcak – soğuk su, buhar, mermer, temizlik – arınma (kese, köpük banyosu, kıl temizliği), vücut bakımları (kil, yosun, çamur, bitkisel yağ bakımları) ve masaj.

Yazar: Feyza Uslu – Sanat Tarihçi

Paylaşmak İsterseniz

Kim Yazdı ki?

Tanışırız elbet. :)

Siz yazın biz mutlaka size döneriz! İnanmazsanız deneyin. :)

%d blogcu bunu beğendi: