60’ların Modası: Bu yazı bitmez… -1-

0

60’lar modasını kapsamlı bir yazıyla ele almak istedik ve araştırmalara giriştim. Ancak doğrusunu isterseniz bu yazının seyri konusunda fikrim yok, çünkü 60’lı yıllar modasını ele alırken o dönemin alt kültürlerini, toplumlardaki değişimleri, teknolojiyi ve tabi ki gençliğin enerjisini hesaba katmamak imkansız. 60’lar her yönüyle çok katmanlı, çok boyutlu bir zaman dilimi. O yüzden bu yazımız duruma göre bir kaç parçaya da bölünebilir. Bu yazıda 60’lı yılların modasını da belirleyen alt kültürlere değinecek, sonraki yazımı stile ayıracağım. Daha sonrasını ise gerçekten bilmiyorum.

Başlayalım mı?

Dünya değişiyor, tabi moda da!

’50’li yıllar ölçülü ve zarif bir şıklığın yıllarıydı’ demiştik. O yazımızı buradan okuyabilirsiniz.  Dior ve Chanel gibi modaevlerinin kapışması ve savaş sonrası insanların biraz daha rahatlamasından doğan zarif bir stil vardı. Kimi şeyler devrim niteliğindeydi. Mesela Brigitte Bardot’un bikini giymesi (1956), Katherine Hepburn’un pantolon giymesi ya da Audrey’in kaprileri… Ama 50’li yıllarda bunları büyük oranda ikonlar giyiyordu. Henüz plajlarda kadınlar bikiniyle arz-ı endam edemiyordu. Sanatçılar ve ikonlar zamanlarının biraz ilerisinde takip ediyorlardı modayı. Ve sonra Marilyn Monroe öldü!

50’li yıllar Marilyn Monroe’nun ölümüyle biter. Öyle ki sadece ölüm tarihi 50’li yılların sonuna geldiği için değil, insanlarda moda, güzellik, özgürlük gibi kavramları da değiştirerek gittiği için. Marilyn’in ölümü bambaşka bir yazının konusu olabilir ama 60’lı yıllara geçiş tam olarak bir devrin kapanışı ve yeni bir devrin açılışıdır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra “şimdi toparlanma zamanı, kabus bitti” anlayışının yerini, “eğer dikkat etmezsek yeni kabuslar bizi bekliyor” diyen bir anlayış hakim olmaya başlar. Çünkü dünya yeniden çalkalanmaktadır. Vietnam savaşı, nükleer tehdit, soğuk savaş, siyahilerin hak talepleri, Güney Afrika’da apartheid rejimine karşı çıkış, Küba’da devrim derken 60’lı yıllar barış, özgürlük ve kardeşlik isteyen gençliğin ayağa kalktığı yıllar olmuştu.

Yaşasın hazır giyim!

Gençliğin ayağa kalkmasıyla moda da yön değiştirdi. Her şeyden önce 60’lı yıllara gelene kadar modaya moda devleri yön veriyordu. Dior ve Chanel kapışması bu yüzden çok önemliydi. Giyim sektörü hala terziler eliyle işliyordu ve haute couture kıyafetler kalitenin gerçek adıydı. Ancak 60’lı yıllarda modacılardan ziyade gençlik ikonları modaya yön verdiler. Burada hazır giyim sektörünün gelişmesine de değinmek gerekiyor. Hazır giyimdeki yeniliklerle birlikte “moda” alt sınıfların da ulaşabileceği bir şey olmaya başladı 60’lı yıllarda. Kot pantolonlar, parkalar, hazır gömlekler ve hazır elbiseler haute couture’un tahtını sallamayı  başardılar. 60’lı yıllarda giysilerin de demoratikleştiğini söylemek bu açıdan yanlış olmaz.

Bu konuyla ilgili ayrıntılı yazımıza da buradan ulaşabilirsiniz. 

60’lı yılların alt kültürleri

 Mod modası

mod-tarzıİngiltere’de yükselen bir işi sınıfı vardı ve 60’lı yıllar İngiliz işçi sınıfının orta sınıf olmaya en çok yaklaştığı dönemdi. Çünkü ekonomik olarak refah seviyesi artmaktaydı ve bu sınıfın çocukları 60’lı yılların başında “iyi giyinmek, iyi müzik dinlemek ve iyi yaşamak” üzerine bir felsefe geliştirdiler. Eğlenmeyi seviyorlardı, tam olarak üst sınıf olmasalar bile onlar gibi görünmeyi seviyorlardı. Kaliteli olanı istiyorlardı. İşte onların bu talepleri kendini mod modasında gösterdi. Mod modası ile ilgili yazımızı buradan okuyabilirsiniz.  Mod özellikle kendini siyah beyaz çizgilerde ifade ediyordu. Adeta çubuk gibi kullanılan çizgiler kıyafetlerde yatay, dikey, ya da çapraz olabilirdi.

mod-modasiElbiseler slim cut olarak dizayn ediliyordu ve bu elbiselere yarım topuk stilettolarla, bağcıklı küt topuklu ayakkabılar eşlik ediyordu. Başta etek boyları diz üstündeydi ama 60’lı yıllar boyunca etek boyları kısaldıkça mod stilinde de etek boyları kısaldı.  Kısa ceketler ve ona eşlik eden kalem etekler, kayık yaka düz inen elbiseler, bob kesimi saçlar ve kalıplı çantalarla İngiliz gençliği kendisi için “kaliteli bir şıklık” yaratmaya başlamıştı bile.

60-lar-stiliMod modasının 60’lardaki vazgeçilmezlerinden biri de scooter’lardı. O dönem scooter’larına atlayan Londra gençliği hafta sonlarını Garnaby Caddesi’nde mod stili kıyafetler satın alarak geçiriyordu ve ikinci el giysi satışı da ilk olarak Garnaby Caddesi’nde başladı. Kaliteli olanı yeniden değerlendirmek fikri seçkin olmak için çaba harcayan mod gençliğine çok da yabancı gelmedi. Çünkü ne de olsa onlar işçi kökenli ailelelerin çocuklarıydı. 🙂

Beat kuşağı ve modası

gozluk-modelleriİngiltere’de mod stili  yükselirken New York’ta bambaşka gelişmeler yaşanıyordu. Amerikalı entelektüeller daha çok yolda olmayı ve yol fikrini işleyen, kökenini de mevsimlik işçi olarak eyalet eyalet tren yolvuluğu yapan insanlardan alan yepyeni bir akım geliştiriyorlardı. Bu döneme damgasını vuran eser de Jack Keourac’ın YOLDA isimli eseridir. Özgürlük fikrini bu şekilde sembolize etmeye başlayan Kuzey Amerika gençliği de buna uygun bir moda yaratıyordu ve bu kuşağın adı Beat Kuşağı olacaktı.

Beat modası mütevazidir. Enine çizgili dar t-shirtler, dar pantolonlar, gömlekler ve bolca aksesuar. Kadınların saçları genellikle alabildiğine özgürdür. Beat kuşağı kendini Bob Dylan, The Doors, Pink Floyd ve Rolling Stones gibi gruplarda ifadesini bulan bir giyim şekliyle belli eder. Deri ceketler, ağızlarda sigara, çantalarda bolca fanzinle gezen bu gençlik kimilerine göre yollarını kaybetmiş bir kaç bitliden ibarettir. Sürekli bir şeyler arıyorlardır ama hiç bir şey bulamayacaklardır. Rock modası da Beat kuşağı modasından esinlenmiştir.

Hippi modası

bohem60’ların sonuna doğru Avrupa’dan Amerika’ya, hatta Uzakdoğu’ya kadar gençliğe damgasını vuan hippi modası tam bir bağımsızlık manifestosu gibiydi. Artık kadınlar sütyen yakma eylemleri bile yapıyorlardı. İspanyol paça pantolonlar, platform ayakkabılar, gösterişli çizmeler, süper mini A etekler, şortlar, kot pantolon, geniş klapalı ceketler ve etnik desenler…. Moda hiç bir dönem 1968’deki kadar özgür olmadı desek yeridir. Kaftan giyenler, Jimi Hendrix ve Karayip gençliğinden esinlenerek püsküllü montlar giyenler, saçlarda bandanalar, büyük ve upuzun kolyeler….Jimy-Hendrix Janis-Japlin hippi

Yazı dizimizin devamı için tıklayınız!

Paylaşmak İsterseniz

Kim Yazdı ki?

Tanışırız elbet. :)

Siz yazın biz mutlaka size döneriz! İnanmazsanız deneyin. :)

%d blogcu bunu beğendi: