1950’lerin Modası, Geçmisin Şık Stili

0

1950’ler modanın evrim geçirdiği  çok önemli yıllar. Bugünün trendlerine bile etki eden çizgiler, formlar ve klasikleşmiş kimi parçalar hayatımıza 1950’lerde girdi aslında ve o dönemden beri önemini hep koruyarak bugüne taşındı. Etek ceket formlarından stilettolara, çok sevilen sigaret pantolonlardan kalem eteklere, prenses yakalardan koza mantolara kadar 1950’lerin modasına ikonik demek yersiz olmayacak. Peki ne oldu da 50’li yıllarda moda sektöründe bu kadar çok atılım üst üste geldi?

Savaş Bitti, Şimdi Barışın Ölçülü Şıklığını Yaşama Dönemi

Tüm dünyayı kasıp kavuran 2. Dünya Savaşı doğal olarak insanların kısıtlı imkanlarını çok tasaarruflu kullandığı zor bir dönemdi. 1940’larda  erkeklerin cephede olmasıyla kadınlar için yepyeni bir döneme girilmişti. Fabrikalarda, ağır işlerde, madenlerde ve sokak çalışmalarında kadınlara rastlamak sıradan bir hal almıştı. Kadınların o zamana kadar erkek işi sayılan işleri yapması ve savaş döneminde giyim sektörünün de daralmasıyla kadınlar şıklık yarışından ziyade pratik, sağlam ve maskülen kıyafetlere yönelmişlerdi.

Ancak savaşın bitişiyle birlikte ekonomi yavaş yavaş canlanırken kadınlar için başka başka problemler ortaya çıkmaya başladı. Erkekler cephelerden dönmüştü ve kadınlara bıraktıkları torna tezgahlarını geri istiyorlardı. Kadınlara yine evlerinin yolu gösterilirken aynı zamanda yeniden şık olmaları gerektiği de hatırlatıldı. Çünkü savaştan dönebilen erkek sayısı azdı ve kaba bir tabirle erkekler kıymete binmişti.

Bu dönemde kadınlar için ev eşyalarında adeta bir devrim yapıldı. Çamaşır makineleri, fırınlar, desenli kumaşlarla dekorasyonlar derken kadınlar için yeniden “evinin kadını olma dönemi başladı. Yine de kaynaklar kıttı ve devir tasarruf devriydi. O yüzden moda da temkinli adımlar atarak “ölçülü bir şıklık” anlayışı ile hareket etti.

 

ellilerFeminen ve Maskülen Tarzın Çatışması

1950’lerde kadınların giydikleri sert hatlı giysileribiraz olsun yumuşatmak için Dior ceketlerde peplum denilen bel plilerini daha çok kullanmaya başladı. Evet bir pliler önceden de vardı ve kadın ceketiyle erkek ceketi arasındaki ayrımı en net ifade eden kesim tarzı buydu. Ancak Dior peplumu iyice belirginleştirip aeta etek üzerinde ikinci bir etek olarak yeniden tasarladı. Kadınlar savaşın bitimiyle birlikte yeniden korselerine kavuştukları için peplum kısa zamanda çok sevildi.

7g2035g_390x500Dior feminen bir tarz kazandırdığı ceketlerle birlikte uzun, uçarı ve rahat kloş etekleri de trend haline getirdi. Yarım topuk stilettolarla birlikte kullanılan bu etekler kadınlara uzun zamandır aradıkları kelebek tavrını mı kazandırmıştı acaba? Bunu bilmiyoruz ama bu giyim tarzının hemen yaygınlaştığı kesin.

chanel-50Chanel kadınların birdenbire savaş sonrası kadınsılığa dönüşlerine adeta bir tepki olarak hemen yeni bir tarzı ortaya koydu. Peplumu olmayan yakasız ceketler ve düz etekler. Adeta maskülen bir tarzı devam ettirmek istercesine piyasaya sürülen bu giyim trendi de kısa sürede yayıldı çünkü savaş dönemi ayı zamanda kendine çok güvenen, iyi eğitimli, tekrar eve kapanmayı kesinlikle düşünmeyecek bir kadın kitlesi de yaratmıştı. Dior tarzında geniş şapkalar, uzun eldivenler yer alırken Chanel kadını kısa eldivenler, küçük keplerle daha sade bir imajın temsilcileriydi.

Bu dönem iki moda devinin kapışma dönemiydi desek yanlış olmaz. Yukarıdaki fotoğrafta açık ve net şekilde görülen Chanel tarzı tüvit takımlar her kadının dolabında vazgeçilemez bir yer edinmiştir. Yakasız ya da küçük yakalı ceket ve etek modası etkisini hemen her dönem sürdürmeye devam etti. Tüvit kumaş zaman zaman ince dokulu kumaşların gerisinde kalsa bile özellikle moda dünyasının ilham bulmakta zorlandığı yıllarda her daim kurtarıcı bir öğe oldu.

Elbiseler, Tarzları Harmanlayan Giysiler

1950’li yıllarda kadınların en çok tercih ettiği kıyafetlerden biri olan elbiseler adeta yeni bir altın çağ yaşamaya başladılar desek yeridir. Prenses yakalar, kayık yakalar, uzun kollar, karpuz kollar, kolsuz kesimler, plili etekler, düz inişli etekler derken belki de tüm modacıların birleştikleri bir sentez elbiselerde yakalandı. Hangi tarz olursa olsun elbise kesimlerinde vurgulanan tek bir şey vardı. Kadın güzeldir, incedir ve zariftir.

1940'lar-Elbise_334x500

Etek ceket takımlarla çok kullanılan şapka elbiseler söz konusu olduğunda biraz daha önem kazanmakla birlikte 1950’lerin ortalarına doğru kadınlar gösteriş konusunda biraz daha cesur davranmaya başladılar. Dekoltelerin daha da açıldığı bu dönemde kadınların mücevherleri biraz daha büyüdü, kürkler, kürk etoller daha fazla kullanılmaya başlandı.

Veee Karşınızda Chanel’in Pratik Zekası: Küçük Siyah Elbise

sateen-com-armutSavaş yıllarında kadınların en çok giydiği kıyafetleri tahmin etmek zor olmasa gerek. Tabi ki siyah yas kıyafeti. Herhangi bir süsü olmayan, hüznü, kayıpları ve melankoliyi simgeleyen siyah elbiselerinden hemen vazgeçemeyen kadınlar yine bir kadın olan Coco Chanel’in dikkatini çekmiştir. 1950’lerde mi? Hayır çok daha önce 1920’lerde. Avrupa’yı kasıp kavuran ilk dünya savaşı yıllarının ardından Coco Chanel kadınların bu mütevazi yas elbisesini bir zarafet simgesine dönüştürmeyi başarmıştı. Ama Küçük Siyah Elbise olarak ünlenen bu tarz 1950’lerde bir filmle tüm dünyaya yayıldı. Tiffanny’de Kahvaltı.

audrey-hepburnAudrey Hepburn’un oynadığı filmde küçük siyah elbisenin yıldız parladı. Aslında o filmle birlikte moda 1950’lerde yeniden parladı desek yanlış olmaz. Bugün hemen her kadının dolabında bir küçük siyah elbise varsa bunun bu tarz elbiselerin kullanışlılığı kadar zamanında yarattığı rüzgarın hala dinmemesine da bağlayabiliriz.

Peki Ya Gelinlikler?

1950’li yılların gelinlikleri tam bir peri masalını müjdeleyen kesimlere sahip. Dantellerin çok kullanıldığı bu dönemde özellikle drapeler gelinliklerde sıklıkla tercih edilmiş.

50's-weddingGeniş klapalı prenses yakalar, iri fiyonklar bu dönemin gelinliklerinde en çok öne çıkan özellikler. Her ne kadar büstiyerlere pin up kızlarında, iç giyimde ve abiye kıyafetlerde sıkça yer alsa da straplez modasının gelinliklerde henüz fazla etkisini göstermediği yıllardayız. Yakası boğaza kadar kapalı Grace Kellly’inin gelinliğine benzeyen gelinlikler prenses yaka gelinliklerle yarışıyor 1950’li yıllarda. Kemer ve fiyonklar da çok kullanılmış.

 

İster günlük yaşam, ister gece kıyafeti, ister gelinlik… Kadınların saçlarını özgürce açarak gezmelerine daha var. Saçların genellikle topuz yapıldığına ya da vakla şekillendirildiğine tanık oluyoruz. Bob kesim  henüz cesaret edilen bir şey değil. Onun yerine uzun yuvarlak kesim modern kadını temsil ediyor.

hepburnKadınların saçları henüz özgürlüklerini ilan edememişken, korseler bir yana atılamamışken cesur bir adım daha bu dönemde ortaya konuyor ve kadınlar pantolon giymeye başlıyorlar. Bunun öncüsü Hollywood’un en maskülen güzellerinen biri olan Katherine Hepburn. (Hepburn soyadında bir sihir olmalı. İki Hepburn 50’li yıllara adlarını yazdırmışlar 🙂 )

Katherine Hepburn’un giydiği erkek pantolonundan hiç de farklı olmayan pantolonlar 1950’lerin ortasına sert bir şekilde düşmüş ve çok da iyi olmuş. Belki böyle radikal bir tavır olmasaydı kadınların pantolon giyme serüveni daha yılllar boyu sürecekti.

Erkeksi pantolonlar bir devrimdi devrim olmasına ama herkes bir Katherine Hepburn değildi tabi. O yüzden kısa sürede kadınların çok rahat giyebilecekleri bir pantolon modeli icat edildi. Sigaret pantolon.

Bilekte biten sigaret pantolonlar dönemin modası olan babetlerle inanılmaz bir uyum sağladı. Kısa sürede kadınların vazgeçemedikleri giysilerden biri haline geldi ve kalem eteklerle birlikte pantolon giyilmesi korselerin de artık bir kenara bırakılmasına yol açtı.

Ya Mantolar?

Bugün yeniden moda olan koza mantoların en güzel modellerini kadınlar 1950’lerde giydi. Eğer o yıllardan kalma bir mantonuz varsa sakın bir yerlere vermeyi düşünmeyin çünkü şimdi moda olduğu gibi ileride de zaman zaman moda olacaktır. Koza mantolar o dönem kadınları adeta bir koruyucu gibi sarmış gerçekten de. Çünkü kadınlar henüz çizmelerin sıcaklığı ile tanışmamış, çoraplar incelmiş. Kalın bir manto kadınların dışarıdaki en büyük kurtarıcısı olmuş.

Ama bu yıllar boyunca stilettoların topukları hep yarım kalmış. En fazla 7 santim. Aslına bakılırsa gayet makul bir uzunluk!

Çantalarda da genellikle kola takılan modeller benimsenmiş. Bu dönemin çantalarından bahsederken Grace Kelly’i atlamak olmaz. Amerikalı bir aktris iken Monaco Prensesi olan Grace Kelly’in ününü fırsata çevirmek isteyen çanta üreticisi Hermes, “Kelly” adını veridği bir çanta modeli üretir. Ama istediği etkiyi yaratamaz. İnsanlar Grace Kelly’ye rağmen bu çantaya pek ilgi göstermez. Ancak Grace Kelly gazetecilerin fotoğraf çektiği bir gün hamileliğini Kelly çantası ile gizlemeye çalışınca tüm gazeteler bunu haber yapar ve çantanın satışları birden patlar.Bu çanta modeli ve bu tutuş uzun yıllar kadınlar için vazgeçilmez bir jest haline gelir.

İkonların Parladığı On Yıl

Her dönem olduğu gibi 1950’li yıllarda kendi ikonlarını yaratmıştı. Katherine Hepburn, Audrey Hepburn, Ingrid Bergman, Rita Hayworth, Grace Kelly, Jacquline Kennedy ve tabi ki Marilyn Monroe. Her birine tek tek değinsek bu yazı son bulamayacağı için Marilyn Monroe’yu başka bir yazıya bırakalım.

kennedyO yıllar aynı zamanda savaşın bittiği ama barışın da gelmediği bir zaman dilimine denk geliyor. Soğuk Savaş yılları. Baskıcı yönetimler, güvenlik için alınan tedbirler, savaşın bitmek bilmeyen kabusları, travmalar ve yeniden yapılanma. Gitgide özgürlük fikrinin daha fazla tartışılacağı yıllara yaklaşılıyor. Elbet moda dünyası da bundan nasibini alacak. Korselerden kurtulup sütyenleri yakma eylemlerine uzanan süreç o kadar da uzun değil.

Yine de kısıtlayıcı yönlerine rağmen 1950’li yıllar kadınların zarif ve ölçülü şıklıklarını yansıttıkları bir dönem olarak anılacak.

60’lı yılların modasını okumak isterseniz tıklayınız! 

 

Paylaşmak İsterseniz

Kim Yazdı ki?

Tanışırız elbet. :)

Siz yazın biz mutlaka size döneriz! İnanmazsanız deneyin. :)

%d blogcu bunu beğendi: