Yurt, Zorbalık, Yangın vs.

0

Yurt olmamalı, yurtlar kapatılmalı denince şaşkın şaşkın bakıyorsunuz ya hani, yatılı okullar, yatılı kamplar, kimsesizler yurdu çok doğal geliyor ya size… Doğal değil kardeşim. Hiç doğal değil. Nesi doğal diye sorsak ilk aklınıza gelen şey ekonomik olduğu olur. Yalan mı? Hadi geçtik öğrenci yurdunu “kimsesizler yurdu doğal ama, şart ama, ama başka türlü nasıl olacak ki amaaa” dersiniz kocaman kocaman. Değil!
Ben yurda ilk girdiğim günlerde (o zaman 11 yaşımdaydım) kendimden yaşça büyük üstelik de iri bir kızdan feci bir dayak yedim. Adı Gül’dü. Beni dördüncü katın merdivenlerinden attı, sonra geldi üçüncü katın merdivenlerinden attı. Sonra ikinci, birinci, sonra zemin. Atacak yeri kalmayana kadar attı beni. Attığı yerden aldı öğretmenler. Kimse o zorbalığa karşı duramazdı. Kimse 16 yaşında fosur fosur sigara içen, ikide bir bileklerini doğrayıp birilerinin üzerine yürüyen o kızın karşısında duramazdı. Durmadılar da.

Yurt denen yerde zorbalığı önleyemezsiniz. Önlemek için zorba olmanız gerekir.

Bundan bir kaç yıl sonra ben bir kızı gecenin ikisinde bodrum kattaki çamaşırhanedeki kocaman, yuvarlak sanayi tipi çamaşır makinesinden çıkardım. Evet makine çalıştırılmıştı! O kız su dolan makinenin içinde dönüyordu. Üzerine deterjan boca edilmişti. Ağlayarak gitti, yattı. Ben dayanamadım, gittim üç kızı dövdüm, camları indirdim o gece yurtta. Ne oldu? Hiç! Ben zorba oldum, olan bana oldu. Zorbalık bitti mi, hayır. Benden kabadayı yarattılar.

Erzincan’da kalırken kat kapılarımız kilitlenirdi. Deprem olurdu, yatakların altına girerdik, bir Allahın kulu deprem sonrası gelip kapıları açmazdı. Az indirmedik o yüzden de camları. Ve evet yangın merdivenine açılan kapı hep kilitliydi. Çünkü kaçabilirdik, yurda erkek alabilirdik. Her şey beklenirdi bizim gibi o……lardan!

Bir Nisan günü ayazda çöp konteynerinden yenidoğan aldım. Evet ben. O zaman 16 yaşımdayım. Ayaz var, hem de nasıl… Kucağıma verdiler o minicik, mor, buz şeyi. Koş dedi adam, koştum. Yalanım varsa Allah belamı versin hayatımın en hızlı koşusuydu o. Attım o yenidoğan buzu hemşirenin kucağına, kaçtım. Neyse ki yaşadı. O çocuk oraya neden atıldı? Çünkü orası çocuk yuvasıydı! Orada çocuk yuvası olduğu için attılar o bebeği oraya.

Sarhoş baskınlarında elimizde karavana kepçeleriyle nöbetler tuttuk. Neden biliyor musunuz? Çünkü orada anasının babasının bile siktir ettiği sahipsizlerdik de ondan. Ha kim kimin sahibiymiş kafalarına kepçeyi yiyince öğrendiler mi evet! Ama biz korunalım derken zorbalaştık işte. Sonra, çıkınca, kolay olmadı, biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz tabi!
Biz içeride, dışarıda, okulda, sokakta her türlü istismara açıktık. Normal görünmeye çalışırdık, olmazdı. Yurt kızı! Düdüğünü sattığımının, sanki alnımızda yazardı.

Şimdi kızlar öldü. Biz ölsek devlet korumasında ölecektik. (Yasamız bile var bizim be!) Onlar yasadışı öldüler. Sahi biz hep ütüde yumurta yapardık, yurda elektrikli cezve sokardık kaçak, battaniyenin altında sigara içerdik leş gibi. Biz niye ölmedik lan! Ölmeyelim de bunları da görelim diye mi?

Yani pek sevgili ana koynunda, baba böğründe büyüyenler, yurtlar gerekli derken bin kez düşünün. Ya da üstünüze vazife değilse düşünmeyin, çok konuşmayın da. Yurt kızları yırtar ağzınızı!
(Kopyalamayın, beğenmeyin, paylaşmayın! Sinir krizimi yazdım buraya! Yoksa çıldıracağım!)

Önemli Not: Bu yazı 30 Kasım 2016’da Rabia Çalhan tarafından yazılmış ve kişisel Facebook profilinde yine kendisi tarafından yayımlanmıştır. Yazının başka kaynaklarda isimsiz olarak kullanılması nedeniyle Stilika indeksine eklenmiştir. Bu oldukça kişisel bir deneyimdir ve objektif bir bakış açısı içerip içermediği okurun yorumuna açıktır. Ancak her ne şekilde olursa olsun iznim olmaksızın, isimsiz bir şekilde, tahrif edilerek, başka öykülerle birleştirilerek, web siteleri, dergi, gazete gibi dijital ve basılı ortamlarda yayınlanmasını tasvip etmiyorum. (Facebook’ta Paylaş butonu kullanılarak yapılan paylaşımlar bunun dışındadır çünkü, orada “Herkese Açık”  seçeneği ile Facebook kullanıcılarına sunmuştum. Aslında stilika.com’a dahi konmayacaktı bu yazı, ancak Sibel Yerdeniz isimli bir şahsın yazımı kendi yazısı gibi alıp bir internet sitesine koyması ve bundan rating sağlamayı umması bunu gerekli kıldı.
yurt

Paylaşmak İsterseniz

Kim Yazdı ki?

Tanışırız elbet. :)

Siz yazın biz mutlaka size döneriz! İnanmazsanız deneyin. :)

%d blogcu bunu beğendi: