Ursula K. Le Guin’in Ardından

0

Şimdi biz sevenleri için kara gün. Belki bu yaklaşım çok duygusal, hatta snob görünebilir. Dünyadaki binlerce kitabı yazan binlerce yazardan biriydi, herkes kadar ölümlüydü ve uzun bir hayat yaşadı. Bir hayatı yaşarken o kadar çok evren yarattı ki ve her evreninde o kadar çok ufuk çizgisi sundu ki şimdi o ufukların belli bir sayıda kalmaya, bizim de bununla yetinmek zorunda olduğumuz gerçeğine alışmak zor.

Ursula K. Le Guin gitti.

Bir feminist, bir anarşist, bir yalancı gitti. İçine kıstırıldığımız gerçekliklerin içinde nasıl yalanların kurbanı olduğumuzu, beden algımıza, düşüncelerimize ve zevklerimize nasıl müdahale edildiğini makalelerinde, röportajlarında sözünü hiç sakınmadan ifade etti. Duyularımızın iğdiş edilerek sadece “izleyenler” haline getirildiğimizi.

Bu tespitleri yaparken de “okur”u bir direnişçiye çevirdi. “Azınlık ve sağlam bir kitle” olarak tanımlıyor okuru Ursula. Bu biz okurları için gurur verici bir paye.

Kurgularına çok değinmeyeceğim. İnanılmaz bir yalancı! Yazdığı şeylere bu kadar inandırıp kitabı tam kapattığınızda “çocuğum burada uyuma, üşürsün, kalk yerine yat” diye bizi evrenimize yollayan bir son hayal bükücü…

Ursula’ya veda edip evrenimize döndüğümüzde artık yalanlarından önceki kişi olmadığımızı çok iyi biliriz artık. O sert, keskin betimlemeler, soğuk ve mesafeli dille yazılmış öyküler, kehanet içermeyen gelecek metaforları ile Ursula’nın kurgu evrenindeki ufuk çizgilerini görmüşüzdür. Artık eskiye dönmek mümkün değildir. Sadece birinden ötekine yolculuklarda metamorfoza uğrayan, kararlı, azınlık direnişçileri olarak yaşamanın yollarını ararız. Buluruz da.

Paylaşmak İsterseniz

Kim Yazdı ki?

Tanışırız elbet. :)

Siz yazın biz mutlaka size döneriz! İnanmazsanız deneyin. :)

%d blogcu bunu beğendi: