Anita Roddick ve The Body Shop’un Öyküsü

0

Anita Roddick Yaşamı

Aslında her şey idealleri olan bir genç kızın yaşadığı dünyadan memnun olmamasıyla başladı. Anita adındaki İtalyan asıllı İngiliz kendisine insan hakları savunuculuğu gibi bir rol belirleyerek yollara düştü. Gittiği ülkelerde insan haklar ve çevre bilinciyle ilgili çalışmalar yapmanın yanı sıra çok farklı kültürlerle de tanıştı ve bunlara ilgi duymaya başladı. Değişik cenaze törenlerine katıldı, kadınların yaşamını yakından takip etti.  Kullanılan tütsüleri, ev yapımı sabunları, kadınların güzelleşmek için hazırladıkları yerel karışımları bir bir defterine kaydetti. Sonunda çok ağı bir tarif defteri olmuş olmalı. Ülkesine döndüğünde bu defteri bir kenara kaldırdı ve kendisi gibi bir aktivist olan Gordon Roddick ile evlendi.

Anita ve Gordon bir süre lokanta ve otel işletmeciliği yaptılar. Ancak Gordon’da Anita gibi gezmeyi çok seviyordu ve bir süreliğine Güney Amerika’ya gitmek istediğini söyledi karısına. Anita buna karşı çıkabilecek bir kadın değildi, kendisi de 10 yaşında okuduğu ırkçılık karşıtı bir kitaptan etkilenerek yollara düşmemiş miydi?

Kocası gittikten sonra Anita hem iki kızına bakabilmek hem de kendisine bir iş yaratabilmek için bankadan kredi çekmek istedi. Ancak kredinin geri ödeneceğine güvenmeyen banka müdürü Anita’yı geri çevirdi. Ertesi gün Anita bir arkadaşından borç para alarak bir dükkan kiraladı . Bu dükkan ilk The  Body Shop oldu.

Harika kokularla dolu macera bu dükkanla mı başladı? Hiç sanmıyoruz. Dükkanı açmak uzun bir birikimin sonucuydu aslında. Gezilen ülkelerin, görülen kültürlerin, koklanan tütsülerin ve yıkanılan sabunların yarattığı bir birikimdi bu. Anita’nın sabun tarifleriyle dolu defterinde sadece doğal temizliğin sırları yazmıyordu. Aynı zamanda insan ve doğa sevgisinden ilhamını alan bir birikim de vardı. İşte ilk dükkanı Anita’nın tüm yaşamında edindiği birikimin aynası oluvermişti.

Aslında daha yolun çok başındaydı Anita. Tariflerde yazan sabunları yapıp satabilmek için iki kızıyla birlikte sabahlara kadar çalıştı. El yapımı temizlik ve sağlık ürünlerine her gün bir yenisini ekledi, değişik karışımlar yarattı ve bir gün Gordon geri döndü.

Gordon geldikten sonra işler Anita için biraz daha kolaylaşmış olmalı. Çünkü doğal sabunlara talep çok fazla olduğundan Anitha ikinci dükkanını açmıştı ama yetişmekte zorlanıyordu. Bu şekilde kaç mağazayı daha idare edebilirlerdi ki?

Bu durumu gören Gordon kapsamlı bir iş planı hazırladı ve bugün franchising denen sistemle çalışmaya başladı.

Sonra yıllar içindeThe  Body Shop büyüdü. “Ve 28 yıl sonra bugüne geldiğimizde 1980 mağaza, 77 milyondan fazla müşteri, 50 farklı Pazar ve 25 farklı dilde hizmet vermekteyiz. Ve buralara nasıl geldiğimize dair hiç bir fikrim yok.” diyor Anita. Evet olmaması kuvvetle muhtemel çünkü Anitha’nın tüm bu büyüme hikayesi içindeki rolü çok daha farklı. Bu alım satım ya da ticaret bilgisi değil. Bu rol tam anlamıyla işiyle ideolojisi arasına set çekmemekten kaynaklanan bir duruş. Normal koşullarda profesyonelliğin ilk şartı olan “iş ile özel olanı ayrıştırma” kuralını yıkan bir kadından bahsediyoruz. Kozmetik satarak kozmetiğe savaş açabilen biri.

Anita tüm yaşamı boyunca çok yönlü mücadeleler verdi. Özellikle kozmetik üretiminde hayvanların deney aracı olarak kullanılmasına karşı bir kampanya başlattı ve bunda başarılı oldu. Deneylerde hayvan kullanan firmalara karşı davalar açtı. “Etik kozmetik” kavramını geliştirdi ve yaygınlaşmasını sağladı. Greenpeace gibi çevre örgütlerini de destekledi.

Normal koşullarda dünya devi olma yolundaki bir markanın politik olandan mümkün olduğu kadar kaçınması beklenir değil mi? Ama Anita zaten doğal bir şeyler yapıyordu ve kadınları kozmetik sektörünün tehlikelerine karşı da uyarıyordu. Çeşitli kimyasallarla daha genç, daha güzel ya da daha farklı olmanın pompalandığı bir dünyada Anita kozmetiklere bu kadar da bel bağlamanın yanlışlığından dem vuruyordu.

“Genç kızların önce beyni, sonra bedenleri kozmetik şirketlerinin kölesi oluyor ve bunu yıkmak için bir devrim gerekiyor” Anita Roddick

Anita iyi kozmetiğin kadınları gençleştirmeyeceğini, sadece daha iyi bir temizlik sağlayacağını, ciltlerini daha parlak ve canlı gösterebileceğini savunuyordu. Tüm çalışma hayatını da buna göre şekillendirdi.

2003’yılında Kraliçe Elizabeth tarafında “Dame” unvanına layık görüldü. Yıllar içinde büyüyen The Body Shop’ta büyük bir kozmetik firmasına satıldı.

Anita bir kadın girişimci olarak kadınların desteklenmesine de büyük önem vermekteydi. Ülkemizde The Body Shop mağazalarının açılışına geldiğinde orada el emeği ile para kazanmak isteyen kadınlarla görüşmüş ve Body Shop’larda el yapımı bebeklerinin satışına onay vermişti.

Başarılı kadın, çevre aktivisti, insan hakları savunucusu, anne ve eş Anita Roddick 10 Eylül 2007 yılında Hepatit C hastalığı nedeniyle yaşama gözlerini yumdu. Anlamak isteyenlere  büyük dersler bırakarak…

Anita Roddick Yaşamı

Paylaşmak İsterseniz

Kim Yazdı ki?

Tanışırız elbet. :)

Siz yazın biz mutlaka size döneriz! İnanmazsanız deneyin. :)

%d blogcu bunu beğendi: